BURSA OZON TEDAVİ KLİNİĞİ

DİYABET HASTALIĞI VE OZON TEDAVİSİ

                                                                          


                                               DİYABET HASTALIĞI VE OZON TEDAVİSİ

Diyabet, yaşam boyu süren, gerektiği gibi kontrolü yapılmaz ise kısa ve uzun vadede vücutta  ciddi hasarlara yol açabilen bir hastalıktır.
Yiyeceklerden  sindirilerek  kana geçen    glikoz=şekerin  bir bölümü enerji kaynağı olarak hücrelere giriş yapacak, fazlası ise yemek arasındaki açlık dönemlerinde ve uykuda kullanılmak üzere kas ve karaciğerde depolanacaktır. Kan akımı ile  hücrelere ulaşan şeker bazı hücrelere (örneğin beyin) aracısız yani insüline gerek duymadan  kabul edilirken; kas ve yağ hücrelerine girişte insüline  muhtaçtır.

Diyabette,
     Glikoz hücrelere giremez; kanda artmaya başlar ve böbrek tarafından tutulamaz hale gelir,       idrarda şeker çıkmaya başlar. Beraberinde suyu da sürüklediğinden idrar miktarı artar,vücut su kaybetmeye başlar.Ağız kuruluğu ve çok su içme  isteği oluşur.

Öte yandan bazı hücrelere fazla glikoz girer. Bunun sonunda katarakt, önce küçük daha sonra büyük damarlarda sertleşme (atheroskleroz),enfeksiyonlara özellikle mantar enfeksiyonlarına yatkınlık,görme kaybı( retinopati), böbrek yetmezliği (nefropati) gelişebilir.


DİYABETTE OZON TEDAVİSİ NASIL ETKİLİ OLUR?
-Ozon, bazı metabolik yolları aktive ederek glikozun hücre içine girişini arttırır. Bu durum hem kandaki glikoz seviyesini azaltır hem de hücre içine glikoz girmesi ile hücrelerin enerji ihtiyaçları karşılanır.
-Diyebetiklerde artan HbA1C  oksijeni dokulara bırakamadığından  , HbA1C’si artmış diyabetiklerde  dokularda oksijen açlığı izlenir. Ozon dokulara oksijen sağlayarak dokulardaki oksijen açlığını giderir. Aynı zamanda kan glikoz seviyesinin düşmesine bağlı olarak HbA1C seviyesinde de düşme izlenir. HbA1C seviyesinin yüksek olması diyabetik hastalarda doku  hasarının çok olduğunun göstergesidir.
-Diyabetiklerde glikozun  bazı hücrelerde aşırı birikimine bağlı damar duvarı kalınlaşması,sinir iltihabı ve katarakt gibi rahatsızlıklar gelişir. Ozon tedavisinden sonra kan glikoz düzeyi düzene gireceğinden bu sayılan durumlarda iyileşmeler görülür .

-Bağışıklık (immün) sistemini düzenlediğinden özellikle bağışıklık sisteminin bozulması ile oluşan Tip 1 diyabette ozon tedavisinin yeri  oldukça  önemlidir.
-Ozon tedavisinin ardından hücrelerde insülin direnci düşer, insulin direnci düşünce kan şekeri daha kolay bir şekilde düşmeye başlar. Kan şekeri düzenli hale geleceği için bazı hastalarımızda kullanılan insulin dozlarını da düşürerek yeniden düzenlemek gerekebilir.

Ozon tedavisi sonucu vücudumuza giren ozon-oksijen karışımı, öncelikle damarları genişleterek kan dolaşımını arttırır ve vücudumuza asidik ortamı azaltarak tüm bu oluşan kötü durumları ortadan kaldırır. Bunun dışında ozon bağışıklık sistemini aktive ettiğinden vücut direncini arttırır.
-Ozon tüm bakteri, mantar ve virüslere karşı etkili olduğundan özellikle idrar yolları, genital enfeksiyonlarda ve cilt enfeksiyonlarında ozon tedavi ile birlikte ozonlu yağın  kullanımı  diyabetik hastalarda enfeksiyon kontrolünü sağlar.

-Diyabet sonucu oluşan ayak ve el yaraları, ozon tedavisinin etkisiyle kan dolaşımı arttığı için hızla iyileşmektedir. Ozon tedavisi sadece şeker hastalığına bağlı  değil, diğer tüm dolaşım bozukluklarına bağlı gelişen tüm yaralarda da çok etkilidir.

Ozon tedavisi, yüksek enerji içeren, asit ortamı azaltan, anti-oksidan sistemi  ve  bağışıklık sistemini aktive eden, metabolik düzenleyici etkisi olan Avrupa ve dünyada çok yaygın kullanılan bir tedavidir.

BURSA OZONTERAPİ KLİNİĞİ

www.drbeytiyebas.com

0224 233 28 28

TER KOKUSUNU ÖNLEMEDE OZON TEDAVİSİ

                                                                     
   


                                 TER KOKUSUNU ÖNLEMEDE OZON TEDAVİSİ

Terlemek özellikle sıcak havalarda vücudun kendini koruma mekanizmalarından birisidir, terleme sayesinde vücudumuzdan birçok toksin ve zehirli madde atılır.

Vücudumuzda 2 milyon ile 5 milyon arasında ter bezi bulunur. Vücut sıcaklığı yükseldiğinde otonom sinir sistemimiz bu bezleri uyarır ve derinin yüzeyine salınan ter sıvısı buharlaşırken vücudu soğutur.
Ter aslında su ve tuzdan (sodyum klorür) ibarettir. İçinde eser miktarda başka elektrolitler ve üre gibi maddeler de bulunur.         
Ter aslında su ve tuzdan ibaret olan,kokusuz bir sıvıdır. Ne var ki bakteriler, teri çoğalmak için bir ortam olarak kullanır ve terin içinde hızla ürer. Ayrıca ergenlikten sonra faaliyete geçen androjen adı verilen hormonlar da ter kokusuna neden olur. Sonuç olarak, terlemek doğal ve sağlıklı bir olaydır ama bunun yeri ve miktarı kişiden kişiye büyük değişkenlik gösterir.

Terin bakteri ve mantarlarla etkileşme girerek kokuşmuş hale gelmesi rahatsız edicidir. Rahatsız edici ter kokusu, genellikle hijyen kurallarına dikkat edilmeği için ortaya çıksa da bazı insanlarda bir rahatsızlıktır ve kişiler  dikkat etse de teri kokar.

Bunun sebebi vücut yüzeyinde  bulundurdukları mikrop türlerinin ter ile yaptığı etkileşimdir.
 Bu etki  aldıkları besinler ve hatta sahip oldukları  bir hastalık ( kronik böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği gibi )sebebiyle kendilerine has bir ter kokusu oluşur.
Ozon tedavisi ter kokularını gidermede etkili  bir yöntemdir.

Ozon gazının direkt mikropları öldürme özelliğinden dolayı cilt yolu ile ozon verilme şekli olan ozon sauna yöntemi  en uygun yöntemdir.

Ozon saunadan sonra vücuttaki mikrop sayısı azalacağı veya kaybolacağından ,mikropların  ter ile etkileşimi olmayacağından ter kokusu olmayacaktır.
Ter kokusu şikayeti olanlara belirli aralıklarla özellikle yaz aylarında ozon sauna seansları önerilir.



BURSA OZONTERAPİ KLİNİĞİ

www.drbeytiyebas.com

0224 233 28 28

PROSTATİT VE OZON TEDAVİSİ




                                                             
                                    

                                      PROSTATİT VE OZON TEDAVİSİ
Prostat, erkekte yardımcı üreme organı olarak görev yapan bir salgı bezidir.

Prostatit, prostat bezinin ve çevresinin enfeksiyonlu veya enfeksiyonsuz iltihabi durumudur.
Genellikle 50 yaş altındaki erkeklerde görülür. Toplumumuzda neredeyse on erkekten birisinde kronik prostatit şikayetleri vardır.

Kronik prostatit hayat kalitesini bozan şikayetlere neden olan,sık tekrarlayan   tedavisi çok zor bir hastalıktır.
Hastalar ilk bulgu olarak idrar yaparken yanma, idrarı tam boşaltamama gibi idrar yolu iltihapları gibi başlarken zaman içinde alt karın ağrısı, genital bölgede ağrı, ejekülasyon sırasında ağrı, ara ara ateş, cinsel isteksizlik problemleri gibi bir takım şikayetlere neden olabilir.

Kronik prostatitin tedavisinin zor olmasının nedeni prostatın  genel olarak kanlanması çok azdır.Bu nedenle kullanılan antibiyotiklerin prostata ulaşması yeterli düzeyde olmamaktadır.

KRONİK PROSTATİT DE OZON TEDAVİSİNİN ETKİLERİ

Ozon tedavisinin kan dolaşımını arttırıcı özelliği ile prostatın kılcal kan dolaşımı arttırılır ve oksijenlenme sağlanır.
Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ile enfeksiyon kontrol altına alınır
Artan kan dolaşımı ile kullanılan antibiyotiklerin prostata ulaşması sağlanır.

Ozon tedavisi ile kronik prostatit tedavi edilirken hastanın varsa başka  şikayetleri de azalacaktır. Sebebi belli olmayan prostatın iltihabi durumu bu bölgeye daha fazla kan ve oksijen gitmesiyle yavaş yavaş azalacaktır,

BURSA OZONTERAPİ KLİNİĞİ

www.drbeytiyebas.com

0224 233 28 28

CİLT MANTARLARINDA OZON TEDAVİSİ

                                                       
        

  CİLT MANTARLARINDA OZON TEDAVİSİ

    Dermatofitoz  olarak da adlandırılan cilt mantar enfeksiyonları, saç,kıl, deri ve tırnak gibi keratinize dokularda dermatofit cinsi mantarlar ile oluşan enfeksiyonlardır.
   Dermatofit olarak adlandırılan mantarlar; keratinaz,amilaz,üreaz ve lipaz   olarak adlandırılan cildimizdeki keratin dokusunu parçalayan (hidrolize eden) enzimleri ile  cildimize yerleşerek hastalık tablosunu oluşturabilirler. 

Farklı mantar türleri  vücutta  farklı bölgelere yerleşme eğilimindedirler.

Deride yuvarlak,kuru, kızarık, kaşıntılı ve pullanan lezyonlar oluştururken, saçta alopesi, tırnakta renk değişikliği, kalınlaşma, şekil bozukluğu oluşur.

 Cilt mantarları  bulaşıcı hastalıklardır ve toplumun en az %20’sini etkilediği düşünülmektedir.

Yakın temas,  enfekte eşyaların (giysi,tarak,havlu,çarşaf, terlik gibi) kullanılması önemli bulaşma yollarıdır.

Nem ,kalabalık yaşam, kişinin immün yetmezlik durumu kliniğin şiddetini belirler.
Kişinin bağışıklık sisteminin çöktüğü durumlar (diyabet hastalığı,kanser ve tedavisi görenler,beslenme bozukluğu vs)

Tanıda klinik ve laboratuar (direkt mikroskopi ve kültürde üretilmesi) tetkikleri kullanılır.


Klasik tedavi,
Ciltte  ilgili bölgeye sürülen kremler (mikonazol, klotrimazol, ekonazol, terbinafin ) ve ağızdan alınan  (griseofulvin,ketakonazol,itrakonazol, terbinafin)  antifungal ilaçlar  kullanılır.
Ancak ilaçların yan etkileri, diğer ilaçlarla etkileşimleri ve enfeksiyonun  sık sık tekrarı tedaviyi başarısız kılan olumsuz etkilerdir.


                      YÜZEYEL MANTAR ENFEKSİYONLARININ                                  
                                   OZON TEDAVİSİ

Sistemik yapılan ozon tedavisi ile bağışıklık sisteminin güçlenmesi sağlanarak kişinin kendi savunma sistemleri ile ciltteki mantarların etkisini azaltır,yayılmasını engeller.

Ozon gazının direkt mantarları öldürücü etkisinden yararlanmak amacıyla, el ayaklardaki cilt ve tırnak mantarlarında ayrıca yapılan ozon torbalama yöntemi vücuda herhangi bir kimyasal ilaç girişine sebep olmadan mantarları öldürür.Ayrıca cilde tazelik ve gençlik kazandırır.



OZONLU YAĞ İLE MANTARLARIN TEDAVİSİ

Yapılan çalışmalarda (Sartori 2003) ozonyağının candida dahil olmak üzere tüm mantarlarda  etki gösterdiği bulunmuş.

Ozonluyağın mantar ile temasından sonra mantarın kuru ağırlığı ve nükleik asit yapılarında  belirgin azalma, nükleik asitlerinde hasar oluşmuş.

Mantarların  deri tabakasına  tutunup hastalık oluşturmasından sorumlu  sorumlu  amylase,urease, lipase ,keratinase gibi enzim aktivitelerinin  ozonluyağ ile temastan sonra önemli oranda azaldığı izlenmiştir. (lesher&Zember, 2004)


Ciltteki ilgili bölgeye ozonluyağ sürüldüğünde kaşıntı, kızarıklık ve pullanmada azalma,lezyonun çapında küçülme,  devam eden uygulamalardan sonra tamamen iyileşme gözlenmektedir.

Cilt mantarlarının  klasik tedavisi  ve ozonluyağ ile yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda her iki tedavi arasında anlamlı fark bulunamazken, tedaviden sonra ozonluyağ ile tedavi edilenlerde tekrarlamanın oldukça az görüldüğü izlenmiş.

Ozonluyağın herhangi bir yan etkisinin olmaması, diğer kullanılan  hiçbir ilaç ile etkileşime girmemesi,hastalık tekrarlarının   klasik tedaviye göre çok daha az olması ,bazı çalışmalarda klasik tedaviden daha başarılı olması mantarların tedavisinde klasik tedaviye alternatif olacağını göstermektedir.

Kandida mantarında  etkili olması nedeniyle  genital mantar enfeksiyonlarında da  hamilelik dönemlerinde bile  yan etkisiz güvenle kullanılabilecek doğal bir üründür

Yapılan ozon tedavisi ile  mantar enfeksiyonuna zemin de hazırlayan başka hastalıkları da tedavi edilmiş olur.



BURSA OZONTERAPİ KLİNİĞİ

www.drbeytiyebas.com

0224 233 28 28



KAYNAKLAR:
1-Neveen S.I. GEWEELY, İnt.J.Agri.Biol.,Vol.8,No.5,Antifungal Activity of Ozonized Oil (Oleozone)
2-Menendez S et al Mycoses.  Oct;45(8):329-32. Efficacy of ozonized sunflower oil in the treatment of tinea pedis.

3- L.Falcon et al,TREATMENT OF EPIDERMOFITOSIS WITH TOPICAL OZONIZED OIL
4-R.Grillo et al,TREATMENT OF THE ONYCHOMYCOSIS WITH OZONIZED OIL

HUZURSUZ BACAK HASTALIĞINDA OZON TEDAVİSİ

                                  


HUZURSUZ BACAK HASTALIĞINDA OZON TEDAVİSİ

       Son zamanlarda sıkça duymaya başladığımız  “Huzursuz Bacak Sendromu” nda OZON tedavisi  oldukça yüz güldüren yöntemlerden biridir.

Diğer tedavi yöntemleriyle birlikte  ozon uygulanmasıyla ,hastaların ayaklarındaki istemsiz hareketler azalmakta , uykusuzluk, huzursuzluk giderildiği için yaşam kalitelerinde belirgin düzelmeler olmaktadır.
Huzursuz bacak hastalığı olan hastalar  ozon tedavisi uygulandıktan sonra yavaş  yavaş  huzursuzluğun ve hareket ettirme isteğinini  azaldığı, uyuma süresinin uzadığı,  tedavinin ilerleyen seanslarında ise uykusuzluk problemi azaldığından buna bağlı depresyonunda düzeldiği izlenmektedir.
Uzun süre hareketsiz duramadıkları için sosyal hayata girmekten çekinen hastalar ozon tedavisinden sonra sosyal yaşantılarına eskiden olduğu gibi devam ederler.
Ayrıca  ozon tedavisi ile  daha enerjik, güçlü hissederek performanslarında artma ,hatta varsa diğer hastalıklarında  da belirgin düzelmeler izlenmektedir.

Uykunun  düşmanıdır

Huzursuz bacak hastalığı olan hastalar, bacaklarını sakin tutmakta zorluk çekerler ve bu rahatsızlığı azaltmak veya dindirmek için bacaklarını oynatmak zorundadırlar. Bacaklardaki huzursuzluk ve onları hareket ettirme zorunluluğu, uykuya dalmayı engeller.
Rahatlamak için devamlı ayaklarını hareket ettirme, kalkma, dolaşma hem hastanın kendisinin hem de eşinin uykusunu bozar.
Kalitesiz uykuya neden olması ve uyku bölümlenmelerine yol açması dolayısıyla depresyona da yol açtığı bilinmektedir.

Farklı hastalıklarla  birlikte olabilir


Huzursuz bacak hastalığı, diyabet, demir eksikliği anemisi ,depresyon giderici ilaçların kullanılmasına bağlı olarak hatta  bel fıtığı operasyonları sonrası,böbrek hastalığı,diyalize giren hastalarda ve Parkinsonlu kişilerde,alkol alanlarda,hamilelik  de izlenebilir.
 Ancak hastaların %95’inde  herhangi bir sebep tespit edilemez.


''Henüz huzursuz bacak hastalığı tanısını koyduracak kan testi veya film bulunmamaktadır. 



BURSA OZONTERAPİ KLİNİĞİ

www.drbeytiyebas.com

0224 233 28 28

ŞİŞMANLIK VE OZON SAUNA İLE SAĞLIK

 

                                          


        ŞİŞMANLIK VE OZON SAUNA İLE SAĞLIK

 

Şişmanlık diğer adı ile obezite , vücuttaki yağ dokunun fazlalığı ve kilo artışı olarak tanımlanabilir.

Sağlık Bakanlığına göre ,  ülkemizde şişmanlığın görülme sıklığı gittikçe artıyor  ve sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmış durumda.

Bu araştırmaya göre ülkemizde erkeklerin yüzde 21.2’sinin, kadınların ise yüzde 41.5’inin şişman  olduğu kaydedilmiştir.

Son zamanlarda bir kişinin şişman olup olmadığı , beden kitle indeksi (BKİ) denilen bir gösterge ile yapılıyor.
Buna göre,
Beden kitle indeksi, bir kişinin kilogram cinsinden ağırlığının , metre cinsinden boyun karesine bölünerek elde edilir.


Örneğin:
1.60m boyunda ve 78 kg ağırlığında olan bir kişinin beden kitle indeksi:
78 / 1.6 x 1.6 = 30.4

Beden kitle indeksi 18.5’in altının zayıf, 18.5-25 arasının normal, 25-30 arasının hafif şişman, 30 üzerinin ise şişmandır.
Ayrıca şişmanlığı bel ve kalça çevresi ölçümü ve oranları ile de değerlendirebiliriz.

 Bel çevresinin erkekte 102 cm, kadında 88 cm’yi geçmesi, ya da bel çevresinin kalça çevresine oranının erkekte 0.9, kadında ise 0.8’den fazla olması yine şişmanlık olarak değerlendirilmektedir.

Eğer yağ dokusu karında ve dolayısı ile iç organların çevresinde birikmişse bu kişilerde tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp ve beyin damarlarında tıkanma ve buna bağlı olarak kalp krizi ve felç geçirme ihtimali, şişman olmayan veya şişman olup da yağ dokusu karın dışındaki bölgelerde (örneğin bacak, kol gibi) biriken kişilere göre çok daha fazladır.

 

Nedenleri

Şişmanlığın artışına neden olan etkenler arasında yaşlılık, beslenme alışkanlığının hazır yiyecek türüne kayması ve ayaküstü yenilen tost, sandviç, hamburger, piza, patates kızartması gibi yiyeceklerin fazla tüketilmeye başlanması, kadınlarda çok doğum yapma, daha az hareketli bir yaşam, alkol tüketimindeki artış ve en önemli nedenlerden biri olarak genetik sayılabilir.

 

 Kilo vermenin ne gibi yararları vardır?
 Kilo vermekle kalp-damar sistem hastalıklarının oluşma riski azalır. Kan yağları düşer. İyi huylu kolesterol düzeyleri artar. Kalp krizi geçirme ihtimali azalır. Yüksek olan kan basıncı düşer.

Şeker hastalarında kan şekeri kontrolü şişman kişilerde zor yapılabilirken, kilo verme ile bu ayar çok daha kolay sağlanabilir ve belki de kullanılan ilaçların dozlarını azaltmak mümkün olabilir.

Şişman kişilerde mevcut olan kanın kolay pıhtılaşması ve dolayısı ile damarı tıkayabilmesi sorunu kilo verme ile azalır ya da ortadan kalkar.
Üreme ve adet düzeni ile ilgili yaşanan sorunlar da kilo verme ile azalacaktır.
Safra kesesi hastalığı ortaya çıkma ihtimali, kilo vererek azaltılabilir.

Kilo verme ile kas ve iskelet sistemi üzerine binen yükün bir kısmı kalkacağı için kireçlenme, eklem iltihapları ve bel fıtıklarında düzelme veya rahatlama görülebilir.
Karaciğer yağlanması geriler ve mide barsak sistemine ait yakınmalar azalır.

NASIL ZAYIFLAYALIM?

Şişmanlıktan kurtulmak için yapılan diyetler, egzersizler,  zayıflama ilaçları, cerrahi yöntemler  v.b zahmetli  ve zordur, bazen de şişmanlıktan kurtarmaz, hatta zarar bile verebilir.
Çoğu zaman diyetler  (özellikle şarlatan diyet olarak adlandırılanlar)  nasıl sağlık kazandırarak zayıflatırım değil, nasıl daha hızlı ve kolay kilo verdiririm esasına dayanıyor.

Ancak şişman kişilerin aldıkları kalorileri azaltmak(beslenme alışkanlığını değiştirmek), hareketli bir yaşam tarzına geçmek  en azından kilo almayı durdurabilir.
Şişman kişilerin hem kilolarını azaltmak, hem de şişmanlığın getirdiği veya kendilerinde var olan hastalıkların da tedavisini sağlayan bir yöntem olan Ozon Saunanın etkilerini şöyle sıralayabiilriz.

Zayıflamada yeni bir yöntem:OZON SAUNA

Tarihte ilk defa 1995 yıllarında İtalyada güzellik merkezlerinde obezite ve sellülit (lipodistrofi )için kozmetik amaçlı sauna kullanılmaya başlanmış ,2000’in üzerinde kişiye uygulanıp mükemmel sonuçlar elde edilmiş.
Bazı son dönem kanser vakalarında bile tam kür elde edildiği bildirilmiş fakat bilimselliği kanıtlanamamıştır. 


Bir çok insanın buharı bir rahatlama aracı olarak görmesine rağmen, aslında çok güçlü sağlığı geliştirici etkileri vardır. Binlerce yıldır insanoğlu buhardan benzer şekillerde faydalanmıştır. Romalılar, Hintliler, Türkler ve Finlandiya kültürleri, buharın öne çıktığı ve dünyaya yayıldığı kültürlerdir.

Sağlıklı,doğal ve kontrol edilebilir bir zayıflama için Ozon Sauna
Ozon saunada 30 dakikalık seansta 400-500 kalori ile 400cc kadar ter atabilirsiniz. Oksijen yağı yakarak enerjiye dönüştürdüğünden  hem kilo kaybeder hem de enerji kazanırsınız.

*Detoks etkisi
Sanayi toplumunda yaşıyor olmamızın sonucunda vücudumuza her yolla kimyasal madde girmesine neden olmaktadır ve bunlar  yağ dokularımızda depolanır. Bu birikmiş toksinler ve kimyasallar, yavaş yavaş, sağlıklı doku ve hücreleri yok ederler ki, bu durum, hem bir çok hastalığın hem de yaşlanmanın sebebidir. Ozonlu sauna, bu birikmiş toksin ve kimyasalları terleme yolu ile atılmasını sağlar.
Ozon sauna derinin üçüncü bir böbrek, ikinci bir akciğer sistemi gibi  çalışmasını sağlar.

Sellülit (lokal distrofi ) için Sauna
Ozon, farklı mekanizmalarla sellülitte  etkin bir tedavi modeli olduğu anlaşılmıştır. Yağ zincirleri ile reaksiyone girerek, yağ asit zincirlerinin  kırılmasına  ve vücuttan atılmasına neden olur. Ayrıca alyuvarların oksijen taşıma kapasitesini arttırarak,  kılcal damarlardaki dolaşımın  düzelmesi ile yağ dokusu hücrelerinin metabolizmaları normale döner. Yapılan çalışmalarda, ozonterapinin sellülitin geleneksel tedavisinden daha etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Kaslar ve kronik yorgunluk üzerine etkisi
Kaslardaki laktik asit birikimini azaltarak kasların gevşemesini sağlar. Kan dolaşımının hızlanması incinmiş, zarar görmüş kasların daha hızlı tamirini sağladığından kas travmaları sonrası çabuk ve ağrısız iyileşme için ozon sauna oldukça etkili olacaktır.

Temiz ve Hijyenik bir cilt için,
Ozon, virus bakteri ve mantarları öldürdüğünden bunların sebep olduğu deri enfeksiyonlarını tedavi eder. Ter kokularını önler. Daha temiz, daha yumuşak yenilenmiş bir cilt sağlar. Isı ve buhar ,damar genişlemesini sağlayarak   kan dolaşımını arttırır. Kan ,lenf ve deri hücrelerine nüfuz eden oksijen sayesinde dokuların iyileşmesi ve kendini yenilemesi hızlanır. Pürüssüz ve temiz bir cilde sahip olursunuz.

Kanserin tedavisi ve önlenmesinde ozon sauna
Kanser hücreleri, oksijen açısından zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediğinden, yeterli oksijen sağlandığında, tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu,tümör hücrelerinin öldüğü ve yayılmalarının azaldığı tespit edilmiştir.
Ayrıca saunadaki sıcaklık ile kanserin ısı(hipertermik) tedavisi sağlanır. Kanser hücreleri sıcak ortama oldukça dayanıksızdır. Özellikle tümör cilt boyunca yayılıyorsa tümör hücreleri kolaylıkla yıkıma uğrarlar. Ozon sauna ile tümörün oksijen ve ısı ile yok edilmesinin kolaylaştığı bilimsel olarak ispat edilmiştir.
                  
Ozon Saunası ile vücüdumuzda oluşan başlıca değişiklikler
.Deri kan dolaşımını arttırarak cilt yenilenmesini, sıkı ve pürüzsüz görünüm oluşmasını sağlar.
·         Hücre ve dokulara giden Kan dolaşımını arttırır.
·         Harcadığınız kalori ve terleme ile kilo kaybedersiniz.
·         Bağışıklık sistemini güçlendirir.
·         Kan ve lenf sistemini temizler.
·         Derinin üçüncü bir böbrek yada ikinci bir akciğer sistemi gibi çalışmasını sağlanır.
·         Bağışıklık sistemini arttırarak ve sıcağın etkisi ile mikropları öldürerek enfeksiyon hastalıklarına direnci arttırır.
·         Kaslarda biriken laktik asidi okside ederek kasları gevşetir ve yumuşatır, esnekliğini arttırır.
·         Eklem ağrılarını ve kas rahatsızlıklarını iyileştirir.
·         Hormon ve enzim üretimini normale döndürür.
·         Daha temiz, daha yumuşak ve daha gençleşmiş bir cilt sağlar.
·         Beyin fonksiyonlarını ve hafızayı kuvvetlendirir.
·         Depresyon ve anksiyeteyi ferahlatıcı etkisi vardır. Daha ilk seansta gevşemiş ve rahatlamış olduğunuzu hissetmenizi sağlar.
10 seans sonra ise enerji seviyesindeki fark edilebilir artışı ve ne kadar berrak düşünebildiğini görebilirsiniz. Seansların aralıkları ne kadar yakın tutulursa o kadar çabuk sonuç alınması muhtemeldir.



BURSA OZONTERAPİ KLİNİĞİ

www.drbeytiyebas.com

0224 233 28 28


MİGRENDE OZON TEDAVİSİNİN ETKİLERİ

                                                                


Migren,genellikle  başın bir tarafında zonklayıcı ağrı ile karakterize olmakla birlikte ağrı atakları sırasında bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, görme bozuklukları, baş dönmesi de  bulunabilen bir ağrı çeşididir.

Migren,başağrıları arasında oldukça büyük oran teşkil eder.Genç yaşlarda çok daha sık görülür. Kadınları erkeklerden üç kat daha fazla tutar. Genetik bir geçiş tam olarak gösterilmemişse de, aile bireylerinin birinde migren olan bir şahsın hastalığa yakalanması daha muhtemeldir.

Stres, açlık, uykusuzluk, bazı yiyecekler, lodos, adet dönemi hormonal değişimler en fazla bilinen migreni tetikleyen nedenlerdir.
Migren hastasının nörolojik muayenesi normaldir. MRI, tomografi incelemelerinde başağrısını açıklayacak bir patoloji saptanmaz.


Migren teşhisi hasta dinlenerek ve muayene edilerek konulur.


MİGRENDE OZON TEDAVİSİ
Migren tedavisinde,düzenli ilaç kullanımı ve ilgili hekimlerce uzun süreli takibin dışında yeni tedavi yöntemlerin eklenmesi ile başarılı sonuçlar alınmaya başlanmıştır.
Yeni tedavi yöntemlerinden  en önemlisi “OZON TEDAVİSİ” dir.

Migren atakları sırasında kanda  ortaya çıkan lipit peroksidasyon ürünleri olarak adlandırılan toksinlerin atakları tetikledikleri biliniyor.
Migren tedavisinde,  atakları tetikleyen  toksinlerin  azalmasını sağlayan toksin temizleyici sistem olan  antioksidan sistemi aktive eden yöntemler üzerinde çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

Ozon Tedavisi, antioksidan sistemi en iyi aktive eden bir tedavi şeklidir.

Ozon Tedavisi ile birlikte güçlü antioksidan desteklerin verilmesi tedavinin başarısını daha da arttırır.


Ayrıca NO olarak adlandırılan damarlar üzerine etkisi olduğu bilinen nitrik oksit maddesini arttıran tedavilerin,  migren ataklarının şiddetinde azalma,atak sıklığında uzama saptanan çalışmalardan sonra ozon tedavisinin migren üzerindeki olumlu etkisi daha da kesinleşmiştir, 

Çünkü ozon tedavisi  NO yani nitrik oksit miktarını  en çok  arttıran tedavilerin başında gelir.

Migrenli hastalara yapılan ozon tedavisi ile ilgili bilimsel çalışmaların sonucunda,  bir kısım hastalarda baş ağrısı tamamen geçerken bir kısmında ise şiddetinde azalma,atak sıklığında uzama görülmüştür.

Sonuç olarak:
Migren tanısı konmuş kişilere ozon tedavisi uygulandığında,
      
      Dokulara oksijen geçişini arttırır,
      Toksin temizleyen enzim sistemini aktive ederek toksinlerin  vücuttan atılmasını hızlandırır,
      NO nitrik oksit miktarını arttırarak kan dolaşımını düzenler,
      Bağışıklık sistemini ve metabolizmayı düzenleyerek diğer tedavi yöntemlerinin etkilerini 
       arttırır.


Migren tedavisinde iyi düzenlenmiş  diyet,güçlü bir antioksidan desteği ile birlikte uygulanan  OZON TEDAVİSİ' nde  sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür.



Kaynak:
 http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11247184
http://cre.sagepub.com/content/17/6/624.short



BURSA OZONTERAPİ KLİNİĞİ

www.drbeytiyebas.com

0224 233 28 28

0555 819 57 44